Ana Sayfa   » FACİALAR    » 1948-1953 ve 1988-1991 yıl faciaları   

1948-1953 ve 1988-1991 yıl faciaları

  



II Cihan savaşında Mikoyan komandanlığında ermeni liderleri “Büyük Ermenistan” uğrunda iki başlı işler görmüşler. Bir taraftan Hitler`in kazanacağına inanıp ona Zakafkasya`da iki devletin ermeni ve gürcü devletlerinin kurulmasını ön görmüşler. Bununla onlar Azerbaycan topraklarına sahip olmak istemişler. Başka açıdan Sovyetler Birliği kazanırsa, Türkiyen`in Kars eyaleti ve ona yakın arazilerin Sovyet Ermenistanı`na birleştirilmesi planını çizmişlerdi. Her iki durumda azerilerin Zakafkasya`dan Orta Asya`ya ve Sibir`e göçürülmesini düşünüyorlardı. 
Sonrakı planın ilk adımı müttefiklerin Tahran Konferansı`nda (28.XI-01.XII.1943) kendini açığa aldı. Ermeniler konferansta yurt dışındakı ermenilerin Sovyet Ermenistanı`na göçürülmesi anlaşmasına sahip oldular. 
Amaç Türkiye`den toprak kazanmak ve Ermenistan`dakı azerileri yabancı ermenilerin Sovyet Ermenistanı`na akını ile ilgili göçürmü etmek idi. Amacın önceliğine sahip olmak için ermeniler Sovyet hükumetine tazyik ettiler. 
Sovyet hükumeti Türkiye Cumhuriyeti`ne nota verip (1945) yukarıda adı geçen araziyi (26.4kv.km) ve boğazların yönetimini talep etdi. Bu durumda az kalsın Sovyetler Birliği ve Türkiye arasında III Cihan savaşı çıkacakdı. Büyük tehlikeyi sezen Stalin talebinden vaz geçti. Böylelikle ermenilerin bu amacı da boşa çıktı. Türkiye`den toprak koparmak karmaşık bir duruma düşdükden sonra ermeniler Sovyet Azerbaycan`ın üzerine geldiler. 1945 yılı ekim ayında Ermenistan KP MK sekreteri G. Arutyunov İ. Stalin`e mektubunda Karabağ`ın Ermenistan SSSR`sine verilmesini rica etdi. Stalin bu mektubu K.M.Malenkov`un üzerine, Malenkov da Azerbaycan yönetimine gönderdi. Mircafer Bağırov mektuba cevaben, Azerbaycan bu teklife karşı çıkmıyor, ama bu şartla ki, Ermenistan SSR ve Dağıstan MSSR de daha çok azeriler yaşayan Azerbaycan`la komşu olan ve tarihen Azerbaycan`ın ayrılmaz kısmı olmuş araziler (Zengezur, Göyçe, Borçalı, Derbend ve. b) de ona geri verilsin. Bununla da ermenilerin sıradakı girişimi de boşa çıkarıldı. 
 Karabağ`ın Ermenistan`a birleştirilmesi hamlesi boşa çıktıktan sonra 1945 yılı ekim ayında Ermenistan hükumetinin dilekçesini göz önünde bulundurarak SSRİ hükumeti yurt dışında olan ermenilerin Sovyet Ermenistanı`na göçürülmesi emeliyatının organize olması ile ilgili karar verir. İlk hamlede 130 bin ermeninin ermenistana göçürülmesi tespit edildi. Bu göçe yabancı ermeni örgütleri (“Hnçak”, “Ramkavar” partileri, Genel ermeni Hayır cemiyyeti) 1 milyon dolar para harcadılar. İlk göçde 90 binden fazla ermeni (1946 yılında 50.9 bin  1947 yılında 35.4 bin) geldi. Sovyet Ermenistanı`nda hükumet göçmenlerin yerleştirilmesini politika amaclı geciktirdi. Onlar haftalarla tren istasyonlarında kalıyorlardı. Buna bahane olarak göçmenleri yerleştirmek için ortam olmadığını söylüyorlardı. Ermenistan bu durmdan sıyrılmak yolunu Azerileri toplu olarak yurtlarından çıkarmakta görüyorlardı. Moskova bu avantüre izin verdi. Stalin SSRİ Bakanlar Sovyeti adından 23 aralık 1947 de “Ermenistan SSR`den çiftçi ve diğer azeri ahalinin Azerbaycan SSR`nin Kür-Araz ovasına göçürülmesi hakkında” 4083 sayılı kararı onayladı. Azerbaycan SSR Bakanlar Sovyeti ise 2 Şubat 1948 yılında göçürlüme hakkında aynı kararı kabullendi. 
SSRİ Bakanlar Sovyeti`nin yukardakı kararına işik tutmak maksatlı 10 mart 1948 yılında yeniden ikinci kararı verdi. Çünkü önceki kararda giriş ve izahat yoktu. Ama hem SSRİ hükumetinin, hem de Azerbaycan hükumetinin kararları amaçsız olarak  gerçek hakikat ve mühite uygun gelmiyordu. 
23 aralık 1947 tarihli kararda, 1948-1950 senelerinde “gönüllük” prensibi temelinde Ermenistan SSR`de yaşayan 100 bin çifçi ve diğer azeri ahali Azerbaycan SSR`nin Kür-Araz ovasına göçürülsün. Böylelikle, Batı Azerbaycan`ın azerbaycanlı ahalisinin sıradakı göçürülmesi başladı. Bu göçürülme son iki yüzyılda Batı Azerbaycan`dan ahalinin katliamı ve göçürülmesi üzre VII (1828, 1856, 1878, 1905-1907, 1918-1920, 1937-1938, 1948-1953) idi. Bu katliamı ve göçürülme sonucunda 150.000 azeri ahali Ermenistan SSR`den Azerbaycan SSR`nin Kür-Araz ovasına ve zorlukla diğer rayonlara dağıtıldı Sonuçta 50.000 ahali yok oldu. 50.000 ahali ise Stalin öldükden sonra dağıtılmış ata yurtlarına dönüb komalarda yaşamakla eski evlerini yeniden kurmayı başardılar. Bu olay da katliamın sıradakı bir aşamasıydı. 
1948-1953 yılları üzere “gönüllü” göçürülme üç  aşama üzere uygulanmalı idi: I aşama 1948-1950, II aşama 1951-1952 yılları, III aşama 1953. I aşamanın ilkin sonuçları fiyasko oldu. Muğana göçürülen ahalinin çoğunluğu hususi ihtiyarlar ve çocuklar toplu olarak hava ve ortamın kötü olmasından türlü hastalıklara tutuldular ve toplu telef olma halleri oldu. Bu olaydan haberi olan henüz göçürülmemiş ahali çıkılmaz durumda kaldı. İmkansız ahali Azerbaycan`ın dağlık bölgelerine özellikle de Dağlık Karabağ`a göç etmek isteklerini söyleseler de isteklerine ulaşamadılar. 
Ama fazla zorlukla Pembek arazisinin Barana (Noyemberyan) ilçesinin bazı köyleri Lembeli, Köprülü ve b. Azerbaycan SSR`nin Gazah ilçesinde yerleşmesi için aldılar. 
Fakat ahaliyi Ceyran Çölde çadırlarda ve pikaplarda yerleştirdiler. Bir çok göçmenler toprağı kazıp koyun yatağı gibi evler yapsalar da, yaşam ortamı fazla zorunluydu. Hükumetin kasabanın salınması için gücü yoktu.  Ama devlet onların evlerini envanter yaparak yurt dışından gelen ermenilere veriyordu. Hatta boş evlere de kendi sahibini sokuyorlardı. Noyemberyan ilçe Lembeli köyünün ahalisi Stalin`in ölümünden sonra köyün kenarlarında gecekondular inşa ederek orada yaşadılar. Sadece Huruşov`dan cevap mektubu geldikden sonra Lembeli cemaati boş olan evlerinde yerleşe bildiler. 
Borçalı köylerine dağılmış azerilerin ise kaderi daha kötü oldu. 1951 senesinin sonbaharında onları trenlerle Kazakistan`a tehcir edildiler. Göçürülme ile ilgili Azerbaycan SSR`nin o dönemki yönetimi (M.C Bağırov, T. Guliyev, N. Haydarov) çıkılmaz duruma düştüler. Çünkü o dönemde Azerbaycan halkının ekonomik kültürel yaşam düzeyi Zakafkasya Cumhuriyetleri içerisinde kat-kat aşağı düzeyinde idi. Az zaman içerisinde 100.000 ahaliyi yerleştirmek kolay mesele değildir. Bu “halklar atası” Stalin`in iradesi idi. 
N.Hruşov`un da yönetiminin son yıllarında “Büyük Ermenistan” düşüncesi Mikoyan sayesinde Sovyet yönetimini gündemine çıkarıldı. Huruşov`un tarım politikasından – SSRİ`nin ekonomi bölgelere ayrılması politikasından yararlanan Mikoyan ireli sürdü ki, Ermenistan SSR`de ve Nahçıvan MSSR`de ekonominin uygun kalkınması için Nahçıvan MSSR`nin Ermenistan SSR-ye birleştirilmesi önemlidir. Huruşov iddiayı Azerbaycan aydınlarının tartışmasına verdi ve sonuç olarak bu iş alınmadı. 
Bu yıllarda Ermenistan`da yaşayan azerilere karşı ilişkide malum durgunluk  oldu. O zamanda cumhuriyetin Stalinci rehberlerine karşı uygulanan keskin ve adaletli tedbirler arazilerde sorumluluk duygusunu artırır, her hangi bir aşırı eylemlerin karşısı alınırdı. Ama ermenilerin “Mets yeğerni” (“Büyük kırğın”) adlandırdıkları 1915 senesi olaylarının 50.yıl dönümü yakınlaştıkca arazi iddiaları türklere karşı üvey ilişkiler baş kalıdırmaya başlamıştı. Özellikle Krım`ın Ukrayna SSR`e verilmesinden sonra aşırı talepler geniş boyutlara ulaşmıştır. 
1962-63 senelerinde Ermenistan KP MK bürosunda Azerbaycan ve Türkiye toprak iddiaları hakkında Moskova`ya gönderilen azerilerle ilgili sorunlar müzakere olunan zaman gizli konuşmalarda böyle bir fakt tespit edildi ki, SSRİ Yüksek Sovyeti Daimi Üye Kadroları`nın  başkanı A,İ, Mikoyan Dağlık Karabağ  Özerk Eyaleti`nin Ermenistan SSR bünyesine verilmesi meselesini N.S. Huruşov`un karşısında kaldırılmış, Huruşov ise cevabında demiştır ki, yeteri kadar askeri araçlar ayırıp ermenilerin bir gece içinde Dağlık Karabağ`da Ermenistan`a göç etdirilmesi hakkında komut verebilir. Tabi ki, böyle sert tepki de kendi etkisini gösterdi. 
Fakat 1964 yılında N.S. Huruşov`un hükümranlığından uzaklaştırılması geçici durgunluğu bozdu. Ermenistan`da “mets yeğerni” isimlendirilen olayın 50. yıl dönümünü bildirmeye hazırlık işleri genişlendi. Bu konferansın yapılmasında yabancı ülkelerde faaliyetde olan Taşnak partisinin ve diğer irticacı milliyetçi parti ve grupların amacı Ermenistan SSR`in yönetiminin    faaliyeti ile aynı konumda, her iki tarafda yapılan propaganda da bu amacla yönlendirilmiştir. Böyle ki, iddia edilir ki, “katliam” için Türkiye hükumeti ve halkı sorumluluk taşıyor, ezeli Ermenistan toprakları yeniden birleştirilmeli ve “Büyük Ermenistan” devleti yaradılmalıdır. 
Gürcüstan SSR`in Bogdanovka ilçesi, ayrıca ona komşu olan bölgelerin, Azerbaycan SSR Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin ve Dağlık Karabağ Özerk Eyaleti`nin, Türkiye Cumhuriyeti`nin büyük bir bölümünün Erdehan, Trabzon, Kars, Bitlis, Van eyaletlerinin Ermenistan`a birleştirmek meselesi hem resmi makamlarda, hem de toplum tarafından iddia edilen karar, müracaat kabul ediliyordu. Tüm çalışma ekibi, çifçiler yüksek ve orta okullarında hatta ilk okullarda böyle propagandalar yapılıyor, “Mets yeğerni”nin 50.yıl dönümünü ermeni halkının birliyi için yüksek düzeyde geçirmek çağrısı duyurulur, seslenir, türklere karşı nefret hissi telkin eden filmler gösterilir, kitaplar yayınlanıyordu. Toplu basın mensupları ermeni halkının bilgeliği, komşu halkların göçeben ve gelme oldukları hakda büyük makaleler bastırılıyor, radyo ve televizyonda programlar organize olunuyordu. 
Söylemek gerekir ki, artık 1965 senesinde ermeni terör ordusu “ASALA” da oluşmuştur.  Hatta örgütün kumandanlığı “Mets yeğerni”nin 50.yıl dönümü ve “halk kahramanı” Ozanyan Andronik`in anadan olmasının 100. yıl dönümü aynı güne (24 nisan 1965) salarak türk katliamları .... planını çizmiştir. Planın programına göre 24 nisan günü silahlı çeteler Ermenistan`dakı azeri köylerine saldırı düzenlemeli, masum insanları toplu şekilde öldürmeli idi. Aynı zamanda Türkiye arazilerinde pozuculuk edip, saldırı düzenleme, katliamlar yapmağı planlanlıyolardı. Bu zaman radyo ve televizyonla tüm dünyaya ilan etmeli idiler  ki, sanki gizli silahlanmış azeriler ermeni köylerine baskın yapmışlar ve bunlara yardım amacı ile türk ordusu sınırı aşıp sovyet sınır askerlerine saldırı yapmışlar. Planda “ASALA” umuyordu ki, Sovyet Ordusu çatışmaya katılacak, bu süreyi kullanarak Türkiye topraklarını – Kars, Erdehan, Iğdır ve b. eyaletlerini tutmak mümkün olacak. 
Bu sürede planı anlayan insanlar Gürcüstan`dan ve Azerbaycan`dan Moskova`ya telegraf çektiler. Devlet acil önlem almak zorunda kaldı. Tüm ermeni ve Azerbaycan köylerine polis ve asker koyuldu, orduya uyanık olma emri verildi. Ermeniler zorunlukda kalarak plandan vazgeçti. Ama yukarıda ibraz edildiği gibi, Erivan`da Lenin Alanında miting yapmışlar.  Ordudan isyancılara dağılmak emri geldiyi zaman başda keşiş Vazgen olamakla isyancılar ayakkabılarını ellerine alıp Eçmiadzin kilsesine yürüş ettiler. (30 km) Sonrakı günler ise özellikle 1965 yılı 23-24-25 nisan günlerinde yapılan konferanslar son  noktasına ulaştı. Erivan şehrinin ermeni ahalisi sokaklara çıkarak “genosit” kurbanlarının hatırasına dikilmiş memorial anıta yürüdüler. İsyancıların önünde katalikosla birlikte cumhuriyetin idarecileri yürüyorlardı. Toplumun başı üzerinde kara parça ile örtülmüş remzi tabut ve “Büyük Ermenistan”, “Koparılmış araziler Ermenistan`a geri verilmelidir”, “İntikam” sözleri yazılmış sloqanlar aparılıyordu. 
Bu olaydan sonra Ermenistan SSR`in azeri ahalisi sıkıştırılmağa başlanıldı, özellikle Erivan`da, Leninkan`da, Kirovkan`da, Kafan`da otobüslerde Pazar yerlerinde azeriler aşağılanır, dövülüyordu. 
Azeriler Moskova`yı hem dilekçe, telegramlar aracılığıyla uyarmış, hem de temsilci göndermişler. Böylelikle, azerilerin şikayeti Sovyet İKP MK politik bürosunun toplantısında müzakere olundu; Guark ilçesinde “ulusal adabın durumu” konusunda meseleye bakıldı ve ulusal adabı iyileştirmek için tavsiyeler edildi. Cumhuriyet`te ise hiçkimse ceza almadı. Yalnız Ermenistan KP Merkezi Kurulu birinci sekreteri Y, Zarobyan görevinden alınarak 1966 şubat ayında SSRİ Elektroteknik Ekonomisi Bakanı yardımcısı vazifesine atandı. Ermenistan`da yaşayan azerilerin zorunlu hayatı olduğu gibi kaldı. Malesef, uzun yıllar çar Rusyası`nın ve SSRİ`nin maceraperest politikası sayesinde ermenilerin Batı Azerbaycan türklerine karşı yaptıkları 9 göçürme ve katliam politikası kendi politik siyasi değerini dünya düzeyinde ala bilemedi. 
Türkiye`den ve Azerbaycan`dan toprak koparmak uğrundakı mağlup olan ermeniler mücadele taktiğini deyiştiler. Bu mücadele yolunun biri eski taktikleri olan terör, diğeri ise “Büyük Ermenistan” uğruna para toplamak oldu. Ona da dikkat geçmek gerekiyor ki, ermenilerin Taşnak partisi Yer üzerinde yegane partidir ki, kendi kanununamesinde teröre yer verir. Bu terörle de tayin olunmuş maksatlarına ulaşıyolar. 
“Çilekeş ermeni halkı” için toplanan para hem yurt dışı ermeni diasporası tarafından, hem de SSRİ`de yaşayan ermeni ahalisi tarafından toplanırdı. Ayrıca SSRİ`de para türlü örgütler (tarihi anıtların korunması , doğanın korunması) adından da toplanırdı. “Büyük Ermenistan” adına para vermeyen ermenilere ceza bile veriyorlardı. Bunu 1988 yılı 28-29 şubat Sumgayıt olayı, 1990 yılı 13-17 ocak ayında Bakü olayları sübut edir. Ermeniler tarafından hazırlanan bu eylemlerde ermeniler “Büyük Ermenistan” fonuna para vermeyen ermenileri katletmişler, hem de soruşturmada belli olmuş ki, bu eylemler ermeniler tarafından Moskova`nın rizası ile yapılmıştır. 
Toplanan paralar Eçmiadzin kilisesinin adı ile yabancı bakalara dahil edilirdi. 1965 yılında yalancı “ermeni katliamı”nın 50.yıldönümünü kutlarken ermeniler açık veriyolardı. “Büyük Ermünistan” uğrunda 40 milyar ABD doları tutarında para toplamışlar. Onlar itiraf ediyorlardı ki, para toplamada amac Türkiye`den ve İran`dan “ermeni” topraklarını almaktır. Bu para ile taşnaklar terörist ermeni ordusu “ASALA”yı yaratdılar.. 
Sovyet Birliği`nde “ASALA”nın ilk operasyonları Moskova`da metronun patlatılması, Ermenistan`da askeri silahlı depolarından silahların çalınması, Sumgayıt ve Bakü`de ermeni istilaları, Özbekistan`da SSRİ savcılığında sorumlu eleman Gdlyan`ın yönetimi ile Ahıska türklürenin yağmalanması, Masis ve Guark katliamları ve başka faktları söylemek olur. 




Okundu: 9038